Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Bazılarının aksine, ben kesinlikle bu söylenilenlerin stratejik olarak söylendiğini düşünmüyorum. Yani İran, Kuzey Kore'nin yaptığı gibi belirli bir kapasiteye eriştikten sonra, "biz vazgeçtik nükleer silah yapacağız" demez..
Çünkü nükleer silahın doğru bir şey olduğunu düşünse, en başından itibaren "başka ülkelerin sahip olduğu bir şeye biz niye sahip olamayalım" diyerek çalışmalarını sürdürür.
"Böyle bir durumda diğer ülkeler yaptırım ve tehditlerde bulunur" diye cevap veriyorsanız, size hatırlatırım bu yaptırım ve tehditler İslam devriminden bu yana 34 yıldır en acımasız şekliyle devam ediyor. Bırakın ekonomik/teknolojik yaptırımları, TV kanalları bile bugün uydulardan kaldırılmıyor mu?
Hem İran en başından itibaren nükleer konusunda söylediklerini yutup, tamamen zıt şeyler söylemeye başlarsa, ciddi bir prestij ve güven kaybeder. (Aynı bugün Türkiye'nin AKP'nin yaşadığı gibi.) Bu şekildeki bir zarar, hiç bir kazanımla telafi edilemez.
Ayrıca ABD ve uşakları da İran'ın nükleer silah peşinde olmadığını, nükleer silaha ihtiyacının da olmadığını çok iyi biliyorlar. (Niye ihtiyacı olmadığını en sonda belirteceğim.)
ABD ve İsrail'in esas amacı, İran'ın nükleer konuda gelişmesini engellemektir. Yıllardır yapmak istediği ve ileride yapacağı müdahaleyi meşrulaştırmak için silah'da bahanesidir.
Niçin nükleer bu kadar önemli?
Çünkü nükleer enerji günümüzün ve geleceğin en önemli enerji kaynaklarından biridir. Petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynakları tükendikçe, nükleer enerjinin önemi daha da artmaktadır. Şuan görülebildiği kadarı ile ; 50 yıl - 100 yıl sonra petrol tükendiğinde bir numaralı enerji kaynağı nükleer enerji olacaktır.
Bu gün dünyada hangi ülkelerin nükleer enerji kullandığına bakın, yalnızca bilimsel yönden çok gelişmiş ülkelerin kullandığını görürsünüz. Acaba ABD, İsrail ister mi bu listeye İran'ın da girmesini?
Burada çok önemli bir nokta daha var. Acaba bu ülkelerin hızla gelişmesini sağlayan etken nükleer teknoloji midir, yoksa nükleer teknolojiyi onlara kazandıran hızla gelişmeleri midir?
Bu soruları iyice düşünürsek, ikisinin de birbirini tetiklediğini görürüz. Sonuçta uranyumu zenginleştirebilmek, nükleer enerji üretebilmek için belirli bir alt yapı ve bilgi birikimi gereklidir.. Bununla beraber 1950'li yıllardan itibaren "nükleer" sayesinde bu ülkeler yeni teknolojiler geliştirmiş ve çok daha hızlı şekilde bilimsel gelişmelere devam etmiştir. Aynı paranın parayı çekmesi gibi ; yani katlanarak gelişmesine sebep olan bir kaldıraç vazifesi görmüştür.
Özellikle son yıllarda "nükleer tıp" başlı başına bir alan olmuştur. Tedavi amaçlı geliştirilen teknolojilerin dışında da, bir çok önemli radyoaktif ilaç üretimi de nükleer teknolojiyle ilişkilidir.
İran'ın nükleer teknolojiyi kullanmaya devam etmesi demek, zaten hızla gelişen İran'ın durdurulamaz hale gelmesi demektir. Bundan 10 sene sonra çok fazla şeyin değişmesi demektir. Bu nedenlerle batı tarafından, biran önce İran meselesi çözülmelidir.
Gelelim neden İran'ın nükleer silaha ihtiyacı olmadığı konusuna.
Yaptığım araştırmalara göre, sayıca dünyanın en büyük ordusu İran İslam Cumhuriyeti Ordusudur (gönüllü birlikleri "BESİC" ile toplandığında. Ayrıca BESİC dahilinde olmayan, kim bilir hangi ülkelerde ne kadar insan var, İslam İnkılabını olağan üstü hallerde savunacak!)
Sayısal üstünlüğün dışında, teknolojik anlamda ileri seviyede olan, çoğu ekipmanı/aracı son derece modern, yeni olan, her alanda tamamen kendi kendine yetebilen bir ordudur. Füze teknolojisinde çok gelişmiştir. Çok sayıda uzun menzilli füzeleri hazır şekilde hedeflerine kilitlenmiş bekliyor.
Önemli faktörlerden biri olan psikolojik durum değerlendirmesini de yapmak lazım. Unutmayın, bir savaş olunca ilk olarak paralı askerler kaçar. İran'ın savunucuları ABD ve Avrupa ülkelerinde olduğu gibi para kazanma amacıyla askerlik yapmaz. Aklen kamildir, psikolojik harp işe yaramaz. İdeolojileri ve amaçları uğrunda ölmeyi şeref bilir. Düşmandan korkmaz ve hedeflerinden geri adım atmaz.
(Bu yukarıdaki zahiri etkenler işin aslında pekte önemsizdirler. Dava hak üzere olduktan sonra, yardımlarda çok olur.)
Yusuf Özer